Türk sinema tarihine geçen filmlerin yönetmeni Tunç Başaran yedi senedir ara verdiği beyaz perdeye şiir gibi bir filmle geri dönüyor. ''Vesaire Vesaire'', 11 Nisan'da vizyonda.
''Vesaire Vesaire'' adlı filmle yeniden beyaz perdeye dönen ünlü yönetmen Tunç Başaran'ın, Mimar Sinan Üniversitesindeki öğrencisi olan Roksan Lülü'nün okul için çektiği kısa filmden yola çıkarak hayata geçirdiği filmin senaryosunu Roksan Lülü, Orhan Lülü ile birlikte yazdı. Roksan Lülü’nün filmde canlandırdığı Flamenco Dansçı karakteri bir oyun olmaktan çok öte gerçek bir dansçı olmasının da filme başka boyut kazandırdığı görüldü.
3 yıldır Pera Güzel Sanatlardan profesyonel Flamenco dans dersleri alan Roksan Lülü’nün bu film projesine konu olan Flamenco Danslarının koreograflarına Pera Güzel Sanatların flamenco dans öğretmeni uluslar arası ünlü dansçı Sara RAMOS’ la hazırlandı.
Yapımcılığı ve yönetmenliğini Tunç Başaran'ın üstlendiği filmde, Rutkay Aziz, Roksan Lülü, Aliye Uzunatağan, Taner Barlas, Eser Ali ve Bülent Kayabaş rol aldı. Filmin çekimleri Marmaris İçmeler ve Armutalan' da gerçekleştirildi.
Tunç Başaran (1 Ekim 1938 İstanbul) Yönetmen.
Babası marangoz Fikri, annesi yazar Pakize Başaran’dır. Çocukluğu ve gençliği İstanbul’un Fatih semtinde geçmiş. Yaşamını değiştiren yerin, eskiden Direklerarası adı verilen Şehzadebaşı olduğunu söyler; çünkü orada yedi sekiz sinema vardır. Altı yaşından itibaren o sinemalarda oynayan filmlerle haşır neşir olur. Sevgili dostu, yazar İslam Çupi’yle Fatih Kaymakamlığı karşısındaki Hava Şehitleri Parkı’nın parmaklıklarına oturur, seyrettikleri filmleri tartışırlar. Ona John Ford lâkabını takan da Çupi’dir. 17 yaşındayken evden kaçar. Amacı kaçak olarak bir şilebe binip Amerika’ya gitmektir. Sinemacı olacaktır ve Charlton Heston’u görecektir her nedense. Adapazarı’nda yakalanır.
Edebiyat Fakültesi’nde okurken yönetmen Memduh Ün’le tanışır. Yazdığı bir senaryoyu okuyan Ün kendisine asistanlık teklif eder. Dört sene Ün’ün yanında çalışır. “Ne öğrendiysem ondan öğrendim” der Başaran. O arada Lütfi Akad, Halit Refiğ, Atıf Yılmaz, Ertem Göreç gibi ünlü yönetmenlerin yanında da asistanlık yapar.
1964 yılında ilk filminde, “Borusunu Öttüren” adlı oyunu senaryo haline getiren Orhan Kemal’le çalışır. Sonra “Kara Memet” ve Orhan Kemal’in “Bekçi Murtaza”sını çeker. 1966’da askere gider. Sinemadan kopmaz, çok trajik bulduğu Adnan Menderes’in hayatını film yapmak ister, araştırmalara başlar.
Askerlik görevinin ardından yine setlere döner. 70’li yılların başında Yeşilçam’daki seks filmleri furyası ve gerçek film yapımcılarının piyasadan çekilmesinden dolayı yönetmenliği bırakıp bir gecede evini şehir dışına taşır. Bir yıl kadar hiçbir iş yapmaz. Menderes’le ilgili araştırmalarına devam etmektedir.
Reklam sektörüne geçer ve reklam filmleri çekmeye başlar. Bir süre sonra bu alanda bir numara olur. Ama yeniden sinema filmi yapma zamanı geldiğine inanır, tam on beş sene aradan sonra. Kazandığı bütün parayı senaryosunu da kendi yazdığı “Biri ve Diğerleri” adlı filme yatırır. Film kendisine 1987 Antalya Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü’nü, ardından 1988’de İstanbul Film Festivali’nde (o günlerdeki adıyla İstanbul Sinema Günleri) En İyi Türk Filmi Ödülü’nü getirir. Adnan Menderes çalışmaları aralıklarla devam etmektedir. Sonra “Uçurtmayı Vurmasınlar”ı (1989) yapar. Başta 8. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde kazandığı “Yılın En İyi Türk Filmi” ödülü olmak üzere, yurt içi ve yurt dışında En İyi Film, En İyi Yönetmen dallarında birçok ödül alan bu film “En İyi Yabancı Film” dalında Oscar aday adayı olur. Arkasından “Piano Piano Bacaksız” (1991) filmi gelir. O da “Uçurtmayı Vurmasınlar”ın başarısını yakalar. “Uzun İnce Bir Yol” (1993), “Sen de Gitme” (1996), “Kaçıklık Diploması”(1998), “Abuzer Kadayıf” (2000) Başaran’ın başarıdan başarıya koşan diğer filmleridir.
| < Önceki | Sonraki > |
|---|