RESIDANCE

Yazılar
Anasayfaya DönAnasayfa » Dans Yazıları
Åžairler » [ A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Åž T U Ü V Y Z ] «
Yazılar » [ A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Åž T U Ü V Y Z ] «
Kırmızılı Beyazlı Çift
Dans edenler de böyle insanlardı...kimi bütün gün temizlik ve yemek yapan, vakti geldiğinde saatine bakıp eteğini geçiren ve kendini tüm metropolitan yorgunluğunda ve hatta tüm o saatlerin yorgunluğunu üzerinde hisseden trafik ışıklarındansa gözünü alan \"dans atölyesi\" tabelası zamanında bulan. Belki de bazen, benim gibi dersten çıkıp bir şehri damarlarından çektiği oksijende hissederek alel acele boş bulduğu dört saatte deli gibi koşarak dükkanlara ve ışıkların duygularına girip çıktığı cuma günleri saat altı olduğunda soluğunu tutup nefesini dans ritmleri gibi izleten...
Kısaca bugün, sizi o çeşitli insanların yaşamlarına misafir edeceğim. Öncelikle bir kadın, yaşlı ve beyaz saçlı...ama siz onun kim olduğunu henüz tanımıyorsunuz. Bana soruyorsunuz merakla ama söylemiyorum. Dans pistinden çıktığımızda hızla Taksim sokaklarında bir şeyler atıştırıyoruz çocuklar gibi. Sanki liseden çıkmışız. Biriyle röportaj yapacak gibi heyecanlıyız. Ve biraz da normalde olduğumuzdan daha sakin görünmek istiyoruz, oysa zaten biliyorum ki o tatlı bayanın yanına gittiğimizde en azından benim içimdeki 80\'ler ruhu açığa çıkacak ve kendim olacağım. Ve sen de öyle bir şey hissedeceksin biliyorum. Bu arada fazla bir yorgunluk değil yaşayacağımız. Konakladığımız yerin hemen çapraz üst katında diyebilirim yaşlı bayanın evi. Eskiden Cumhuriyet balolarında tangolar valsler yapardı. Hem de o bizim hep hayalini kurduğumuz kabarık eteklerlerden giyenlerden...
Evine girdiğimizde Taksim\'in arka sokak hislerinden kurtuluyoruz. Burası 80\'lerin Taksim\'inde kalmış, körüklü otobüslerin yeni olduğu ve trenlerin mekanik çanlarının orijinal olduğu bir dönemde yaşıyor. Bunu sen de hissedebileceksin merak etme. Yaşlı teyzemiz çoktan hazırlamış kahvelerimizi. Eskiler bekletmeyi ve bekletilmeyi sevmez. Zaten biz de eve girer girmez o havaya bürünüyoruz. Hemen sıcak kahvelerimiz geliyor. Hatta eskidir Gülşen Teyze\'miz...bize ne getiriyor bilseniz; ayva ezmesi! Denemeliymişiz. Yanında sütlü dondurması. Hepsini de eski günlerde yaptığı gibi İnci\'den almış özel misafirlerine. Çünkü kendi gençlik yıllarını aramış biz gençler gelirken. Başlıyoruz koyu bir dans muhabbetine. Figürler bile gösteriyor kalkıp ama ne figürler! Biz şaşırıyor ürküyoruz düşecek diye. Ama yılların Gülşen Teyzesi o.
Neyse fena heyecanlandık biz bu akşam. Hele de aklımdan çıkmayacak bir hikaye getirdi bu konular şimdi aklıma...yıllar önce bu balolardan birinde Atatürk varmış. 10 Kasım anısına anlatmak istiyorum sizlere bu hafta. Takip ederseniz bir yazımda bunu bir akşam Kırmızı Koltuk\'ta anlatan dedemin sevgili arkadaşının adını defterimden bulup yazacağım. Atatürk\'ümüz ön görüşlüydü. Öyle ki çok ilginç bir konuda örneklendireceğim bunu bu akşam. Bu baloda beyaz takım elbiseli bir bey efendi vardı. Ve de kırmızı elbiseli genç alımlı bir hanım efendi. Atatürk bey efendinin kulağına eğiliyordu ve bu kırmızılı bayanı dansa kaldırmasını rica ediyordu. Ve hatta o akşam kalkıp \"işte Türk Bayrağı\" diyordu. Hatta yanlış hatırlamıyorsam onlar orada nişanlanıyordu ki çok mutlu bir çift oluyorlardı.
Atam\'ı saygıyla anıyorum ve inanın bu on kasımda tramvay deli gibi korna çalarken onlarca dakika ayakta saygı duruşu yapabilirdim. Makiniste teşekkürlerimi sunuyor ve tango gecelerinizde bunları bir anı bilip güzel danslar diliyorum. İyi akşamlar.
Åžair
pamuk

Çevrim Dışı (Offline)
DiÄŸer
Bu şiir 4355 kişi tarafından okundu.
Yazı Oylama

Beğeni Derecesi : 2.5 / 5 ( 12 kişi tarafından oylandı. )

Yazar Yorumu
Bu şiir için henüz yorum yapılmamış.
 
Sizde Yorum Yapın!
Adınız :
Mesajınız :