RESIDANCE

Yazılar
Anasayfaya DönAnasayfa » Dans Yazıları
Şairler » [ A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z ] «
Yazılar » [ A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z ] «
Bunun Ayıbı Kimde ?

 

Konferans nedir, ya da kongre ? Sıkıcı konuşmaların bir araya getirilip katılımcıların devlet bakanlarımız gibi keyifle uyuklamasını sağlayan mühim organizasyonlar mıdır? Konferanslarda nolur allahaşkına, sadece birbirleri tarafından anlaşılan insanlar, kendilerini ve mesleki başarısızlıklarını teyit etmek için mi toplaşırlar ? Terminolojik zenginliğin boğucu bir hal almasından mı ortamları kasvetlidir kongrelerin ? Yoksa bütün bunlar bizim önyargılarımız mıdır?

 

“Önyargı olduğunu nerden çıkardın?” diye soranlara, cevabım; ordaydım. 1973’de kurulmuş olan CID’nin Türkiye’de ilk kez düzenlediği Dans Konferansındaydım. Ve dans camiasından benim gibi “ordaydım” diyen sadece 3 kişi daha vardı.

 

“Bu CID nedir, kongre neyle ilgilidir ?” diye soranlara kendi sitesindeki tanıtımı yazayım: Kurulduğu 1973 yılından beri, Unesco bünyesinde tüm  ülkelerin danslarını kapsamak üzere faaliyetlerini sürdüren CID (Uluslararası Dans Konseyi), ülkemizde bu alanda sürdürülmekte olan faaliyetleri yakından görmek, bu alanda faaliyet gösteren kişi, kurum, kuruluşlar ve konuya ilgi duyanlar ile yakın temas içerisine girebilmek amacı ile “Türkiye’de ve Dünya’da Dansın Bugünü” konulu Dans Konferansı ve 17. CID Genel Kurulunu, tarihinde ilk defa Türkiye’de, İstanbul’da gerçekleştirmeye karar vermiştir.” İşte böyle, hiçbir hükümete yada örgüte, resmi bir kuruma bağlı olarak çalışmayan ve gelir getirici hiçbir faaliyet organizasyonuna girmeden, tüm dünyada dans araştırmalarını destekleyen ve yönlendiren, bir konsey vardı 14 Nisan  Cumartesi gunu İstanbul Maçka’da.

 

“Peki neler anlatıldı, ilk paragraftaki kongrelerden değil miydi ?” diye soran arkadaşlar için, şunu diyebilirim ki kendi konularında uzman kişilerin bizlerinde uzmanlaşmamızı istercesine yalın, açık ve detaylı sunumlarına şahit olduk. Hemen bir iki örnek vereyim:

 

Libya’dan bu konferans için gelen Kalil Areıbi,bir halk oyunları profesörü ve araştırmacısı olarak, bize,ülkesinin geniş yüzölçümü nedeniyle farklı iklim ve yerşekillerine sahip olduğundan, ve bunun da sonucu olarak Libya’da çok fazla sayıda halk dansı örneklerine rastlandığından bahsederken, Mimar Sinan Modern Dans Bölümü Öğretim Üyelerinden Tuğçe Ulugün Tuna, Modern Dansın ayağa kalkıp harekete geçemeye çalıştığı son 10 yıllık sancılı dönemi etikleyici bir içtenlikle anlattı. Diğer yandan Tuğçe Hanım’ın kaygılarına cevap verir nitelikte bir konuşmaya da Almanların önemli dans adamlarından Ulrich Roehm imza attı. Alman Dans Eğitmenleri Federasyonu Başkanı olan Roehm, 40 yıldır hem bir dansçı hem de bir yönetici ve teorisyen olarak, Alman dans sanatının – neyse ki spor kelimesini kullanmıyorlar bizim federasyon gibi – büyümesi için verdikleri yoğun çabayı anlattı. Konuşmasını dinedikten sonra, “sabretme”nin başarılı olmak adına azmeden insanlar için ne önemli bir etmen ve erdem olduğunu bir kez daha anladım.

 

Bu isimlerin dışında daha birçok konuda önemli sunumlar gerçekleşti. Ama burada onlardan kısa kısa bahsederek, fragman bir yazı hazırlamak değildi amacım. Amacım biraz “bunun ayıbının” kimde olduğunu düşünmekti. “ Neyin ayıbı? Ne güzel bir konferans olmuş, birçok ülkeden konuşmacılar gelmiş, koskaca CID kendi genel kurul toplantısını yapmak için İstanbul’u seçmiş, bunun ayıbı nedir ki ? ” diye soranlara, şunu diyim: İyi de dans konferansın da dans camiası yoktu !

 

Denebilir ki, “iyi reklam, tanıtım yapılmadı, ben haber almadım.” . Gerçekten öyle mi, her türlü detayı ve reklamı mail gruplarında paylaşma tutkunu dans camiasına, uzun süre önceden sürekli olarak mailler atıldı. Hatta benim gibi birçok kişinin şahsi mail adreslerine davetiyeler gönderildi.

 

Ya da denebilir ki, “Dansçı adamın dersi vardır, o kadar saat vaktini ayıramaz, işinden mi olacak ?” Ama Federasyonun 2 gün önceki istanbul ve 1 gün sonraki İzmir toplantılarındaydım, ortam kalabalıktı ve her iki toplantı da konferanstan uzun sürdü.

 

Veya denebilir ki, “ Türkiye’de Dans Kültürü’nün yerleşmesi ve zenginleşmesi için uzun sürelere ihtiyaç vardır. Gerçek anlamda yalnizca Halk Oyunları konusunda bir geleneğe sahiptir Türk İnsanı. Eşli Danslar alanında talep arzdan hızlı büyümüştür ve bu da dansın gelişimini hızlandırmıştır ama ne yazık ki içeriğinin de sığlaşmasına neden olmuştur. Bu yüzden de Türkiye’deki dansçıların birçoğu, Federasyon Toplantısına, “Ben 2000 Euro kira ödüyorum, tek oda tek salon mekanlarda ders veren okullarla, bir tutulmak istemiyorum.” diye şikayet etmeye gider, ama “CID’in Dans Konferansına niye gelmediniz abi ?” diye sorulunca  “neyin konferansı, sid neydi ya hep unutuyorum” diyebilir.

 

Dans Kültürü’nün gelişmesi için yıllara ve bu işle uğraşan daha çok sayıda insana ihtiyaç olduğunu düşünerek, sizleri Yunanistan Ulusal Dans Komitesi Üyesi (IOFA) Nicholas Politis’in  Yünanistan’daki dans kitlesi ile ilgili yaptığı sunumd sırasında tuttuğum bazı notlarla başbaşa bırakıyorum.                                                          -   

 

Yünanistan’da Halk Oyunları, ilkokuldan itibaren tüm öğretim kurumlarında beden dersi içerisinde öğretiliyormuş. Kendi halk oyunları kadar Bale ve Modern Dans ile Eşli Danslara da büyük bir ilgi varmış. Bundan sonraki kısmı Yünanistan’ın nüfusunun 11 milyon olduğunu düşünerek okumanızda fayda var. Tüm Yünanistan’da dansla ilgili faaliyet gösteren yaklaşık 5000 dernek, Bale ve Modern Dans çalışmaları yapan 300 Bale Okulu ve Dans Stüdyosu olarak işletilen 500 stüdyo varmış. En vurucu istatistiği sona sakladım, haftada en az bir kez dans etmeye giden kişi sayısı tam 800.000. Yani nüfusun yaklaşık %8’i. Umuyorum ki ileride biz de böyle rakamlara ulaşacağız.Örneğin, nüfusumuzun sadece yüzde %1’i 700.000 kişilik bir aktif dansçı kitlesi yapıyor.O zaman sanırım bizler de “ Bunun ayıbı kimde, böyle önemli bir organizasyona bu kadar küçük bir salon mu ayarlanır, onlarca kişi dışarıda kaldı, konferansı izleyemedi” tadında yazılar kaleme alacağız.

 

Herkese Daha İyi Danslar.

 

Şair
Oğulcan Aksoy

Çevrim Dışı (Offline)
Diğer
Bu şiir 3982 kişi tarafından okundu.
Yazı Oylama

Beğeni Derecesi : 2.8 / 5 ( 13 kişi tarafından oylandı. )

Yazar Yorumu
Bu şiir için henüz yorum yapılmamış.
 
Sizde Yorum Yapın!
Adınız :
Mesajınız :